Ko niversitesi

Aladağlar Zirve Yürüyüşü

Faaliyet Tarihi: 12-17 Haziran 2019

Ekip Lideri: Onat Başar

Katılanlar: Derin Burnaz, Anıl Köksal, Akın Zortuk, Berfin Erdoğan, Berra?, Elif Ayata, Selim Ölçüoğlu, Sinan Erboy, Ufuk Ural, Umut Aslan

Kullanılan Malzemeler:  Kamp malzemeleri, kask, ip, yardımcı ipler, karabina, ATC, baton, diğer teknik malzemeler

Hava Durumu: Çoğunlukla sis ve yağmur

12 Haziran (1. Gün)

Faaliyetimizin bir yaz faaliyeti olmasından dolayı okuldan topluca hareket etmeyerek herkes bulunduğu illerden sabah Niğde Otogarı’nda olacak şekilde yola çıktı. Saat 11.00 civarında herkes toplanınca ekipçe Çamardı’na doğru yola çıktık. Yol üzerinde çadır grupları olarak erzak alışverişimizi tamamlayıp vakit kaybetmeden Çamardı’nda Ahmet Bey’in XX yerleşkesine ulaştık. Hepimizin geçirdiği uzun yolculuklardan dolayı oluşan yol yorgunluğunu dinlenerek ve yemek yiyerek kısmen de olsa orada atabildik. XXX de geçirdiğimiz rahat ve eğlenceli vakitten sonra daha fazla zaman kaybetmeyerek bizi merkezden Çamardı’na getiren neşe dolu Eyüp Bey ile kamp alanımıza doğru yola çıktık. Yaklaşık bir saat süren yolculuğun sonunda ilk kamp alanımız olan Sarımemedler’e giriş yaptık. Programımıza göre ilk gün yerleşme ve dinlenme vardı, dolayısıyla koca bir akşamı sadece eğlenceye ayırabildik. Yerleştikten sonra çeşitli oyunlar, insan kuleleri gibi eğlenceli aktiviteler yaptık. Akşam 22.00 saatleri civarında eğitmenimizin de bize katılması ve yerleşmesinin ardından kısa bir program akışı değerlendirmesi yapıp çadırlarımıza dağıldık.

13 Haziran (2. Gün)

Perşembe günü öğleden sonra hava yağmurlu olduğu için erken çıkış yapmaya karar vermiştik ve 04.30 civarında hepimiz uyandık. Minimal bir kahvaltı ve hazırlıkların ardından saat 06.00 da Mangırcı Zirvesi’ne doğru yola koyulduk. Rahat ve kolay başlayan rotanın yarılarına geldiğimizde hem yorgunluk hem de rotanın dikleşmesi bizi biraz zorladı. Minimal molalar vererek mümkün olduğunca hızlı bir şekilde zirveye ulaşmaya çalışıyorduk. Çıkışta, özellikle çarşaklarda, batonlar bize çokça kolaylık sağladı. Öğle saatlerine doğru rotanın sonlarına yaklaşırken rotamız üzerinde olan yaklaşık 20 metrelik bir bölüm hala buz kaplıydı ve orayı da dikkatli ve yavaş bir şekilde geçtikten sonra zirveye çok yaklaşmıştık. Son bir molanın ardından rotanın en zevkli kısımlarından birini tamamlamak üzere tekrar yola çıktık. İyice dikleşen kayalar dolayısıyla artık ellerimizi de kullanarak hızlı bir şekilde eğimli kayaları tırmanıp saat 12.02 de zirveye ulaştık. Muhteşem bir manzarası olan ve bizleri çok huzurlu hissettiren Mangırcı Zirvesi’nde hava şartlarından dolayı 15 dakika kadar durduk ve dönüş yoluna koyulduk. Çıkışta yorulduğumuzdan dolayı inişimiz tahmin ettiğim kadar hızlı olmamıştı. Çıkışta verdiğimizden daha uzun molalar vererek kamp alanımıza doğru aldığımız yol boyunca harika müzikler dinleyerek, kaliteli vakit geçirerek kamp alanımıza döndük. Biraz dinlendikten sonra yemek yiyip güzel müzikler eşliğinde eğlencemize devam ettik ve akşam saat 22.00 civarında çadırlarımıza dağılarak uyku moduna geçiş yaptık.

14 Haziran (3. Gün)

3. gün planladığımız saat 06.00 çıkışlı, ip inişi eğitimi sisli ve yağmurlu hava dolayısı ile kayaların yeterince kuru olmayacağından dolayı iptal oldu. Kamp alanında havanın açmasını bekledik ama ne yazık ki ip inişi yapabileceğimiz hava koşulları oluşmadı. Eğitmenimiz Onat’ın bize önerisiyle beraber o sırada hava durumu olarak güzel görünen Kaletepe Zirvesi’ne çıkmaya karar verdik. Liderliği üstlenen arkadaşımız Berfin önderliğinde saat 12.15 de içimizden 6 kişilik bir ekiple Kaletepe Zirvesi’ne doğru yola koyulduk. Mangırcı’ya göre çok daha rahat ve kolay geçen bir yolculuğun ardından saat 14.30 da zirveye ulaştık. Zirvede biraz dinlenip eşsiz manzaranın tadını çıkardıktan sonra 14.45 civarında kamp alanına doğru yola çıktık ve daha dönüş yolunun en başındayken güçlü bir sağanak yağışa tutulduk. Daha çok toprak yol olan rotamızda çamurlar içinde inmek kaygan zeminden ötürü bizi biraz zorladı. Yolu yarıladığımızda liderimiz Berfin’in verdiği önemli ve doğru bir karar sayesinde geliş rotamızdan saparak çok daha kısa bir rota izleyerek kamp alanına dönmeye karar verdik. Kamp alanına yaklaşırken ağaç altlarında kuru kalmış taşınabilir odunları toplayarak arkadaşlarıma güzel bir kamp ateşiyle sürpriz yapmak istedim. Biraz uğraştırmış olsa da sonunda başında oturabileceğimiz, elbiselerimizi kurutabileceğimiz bir ateş için yeterince odun toplamıştım. Saat 15.45 civarında kamp alanına döndük ve hiç zaman kaybetmeden ateşi yaktım. Ateş başında biraz oturup kıyafetlerimizi kuruttuktan sonra kamp alanında çok güzel sohbetler eşliğinde akşam yemeğimizi yedik. Ertesi gün kamp alanından çıkışımız ilk günlere göre biraz daha geç olduğu için 14 Haziran gecesinde beraber vakit geçirmeye daha çok zaman bulabildik. Eğlenceli bir akşamın sonunda herkes ertesi gün için inzivaya çekilip uyudu.

15 Haziran (4. Gün)

4. gün kampımız Sarımemedler Kamp Alanı’ndan Sokullu Pınar’a taşınacaktı. Sabah 08.00 civarında kalkıp tamamen gitmeye hazır bir şekilde toplanıp kahvaltımızı yaptıktan sonra tek bir çöp zerresi kalmayacak şekilde çevreyi temizleyip kamp yükümüzü ilk gün öğle yemeği yediğimiz Ahmet Bey’in aracına yükledik. Çadırlar ve teknik malzemeleri Ahmet Bey’in, aracı ile Sokullu Pınar’a götürecek olmasından dolayı bize sadece yüksüz bir şekilde doğanın ve muhteşem manzaraların tadını çıkararak geçireceğimiz, yaklaşık 7 saatlik bir yürüyüş kalmıştı. İlk gün zorlu geçen Mangırcı Zirvesi çıkışında ayak bileğini incitip Kaletepe Zirvesi’ne de katılamayan Derin’in bileği hala tam iyileşmediği için Ahmet Bey ile birlikte araç ile transferi sağlandı. Biz de tamamen toplandıktan sonra 09.30 civarında kamp alanını terk ederek Sokullu Pınar’a doğru yola koyulduk. Yolda atlar, koyunlar ve muhteşem kangal köpekleri gördük. Eğitmenimiz bizi köpekleri sevmememiz, sevip ilgi gösterdiğimiz taktirde sürüyü terkedip insanlara yönelmeleri, dolayısıyla çoban köpeği olarak görevlerini yerine getiremeyip çobanlar tarafından kötü muamele gördüklerini anlattı. Bu nedenle her ne kadar çok istesek de köpeklere yaklaşmadık. Yolumuzda olan çarşaklardan koşarak aşırı eğlenceli bir şekilde indik Kamp alanına yaklaşırken aklımı yerinden uçuran muhteşem kayalıklar görüp eğitmenimize kayalıkların ismini sordum. Gelincik Kayalıkları olduğunu söyledi ve hikayesini oranın yerlisi olan Ahmet Bey’e sormamı istedi. Faaliyet sonunda Ahmet Bey’den öğrendiğim kadarıyla genç yaşta istenmediği bir evliliğe zorlanan bir gelinin bedduası üzerine tüm düğün kervanının taşlaşıp o kayalıkları oluşturduğunu anlatan bir hikayeden bahsetti. O muhteşem manzara bu hikayeyle birleşince kayalıklarla ilgili hislerim çok daha yoğunlaşmıştı. Saat 16.20 civarında faaliyet programımıza göre yeni kamp alanımız olan Sokullu Pınar Kamp Alanı’na ulaşmıştık. Yağmur yağma riskinden dolayı hiç zaman kaybetmeyerek direkt çadırları kurup yerleşmeye başladık. Sokullu Pınar, Sarımemedler’e göre daha güzel ve rahattı. Akşam saatinde havanın da açmasıyla beraber muhteşem yıldızlar ve ay manzarasıyla akşam yemeğimizi yiyip günün yorgunluğunu atmak üzere saat 22.00 civarında çadırlarımıza dağıldık.

16 Haziran (5. Gün)

5. gün ben ve benim gibi ip inişini merak edenler için çok heyecanlıydı ve günlerdir bu eğitimi bekliyorduk. Saat 07.00 de uyanıp hızlı bir hazırlık ve kahvaltı yaptık. Yanlış bot tercihimin doğurmuş olduğu en kötü sonuçlardan birini, tamamen ayrılmak üzere olan tabanlarını, egale edebilmek için uzun uğraşlar sonucunda ayakkabıyı tekrar kullanılabilir hale getirmek benim için güne güzel bir başlangıç oldu. Saat 08.20 de başlayan yolculuğumuz bir an önce hedefe varma doğrultusunda heyecanla ilerledi. Grupta kondisyonu en zayıf kişi olarak sürekli arkada kalmamak için elimden geleni yapmama rağmen daha önce bu kadar zorlanarak çıktığım bir rota hatırlamıyorum denilebilir. Zaman zaman gereğinden fazla dikleşen çarşaklı arazi her ne kadar çıkarken bıktırsa da, inişin inanılmaz keyifli olacağını o sırada tahmin edemiyordum. Zirveye kısmen çok az kalmışken yer yer çarşaklı olan arazi ve dikleşen kayalar için tedbir olarak iple emniyet alıp rotaya devam ettik ve saat 13.45 de, muhteşem bir manzarayla, sanki bizi 3. Jeolojik zamandan beri beklermişçesine oracıkta duran, İtoturumu Zirvesi’ne çıkmayı başardık. Akıl almaz bir huzur ve mutlulukla beraber, hem programımızı aksatmamak hem de günlerdir heyecanla beklediğimiz ip inişini yapmak için zirvede geçirdiğimiz kısa bir sürenin ardından inmek için hazırlandık. Eğitmenimiz Onat’ın teorik bilgilerin üzerinden tekrar geçmesi ve özellikle bana yeterince cesaret vermesiyle beraber zirveden yaklaşık 30 metre süren inişimize başladık. Olağanüstü eğlenceli geçen inişte aşağıdaki arkadaşlarımıza zaman zaman ufak taşlar sıçrasa da hiçbir problem olmadan inişi tamamladık. Kalan rotamız yine muhteşem manzaralar eşliğinde devam etti ve rotanın sonlarına doğru çok fazla dikleşen çarşaktan topuklarımız üzerinde hızlıca ilerleyebilmek bizlere azami keyfi sağladı. İçinden nehir akan bir arazinden geçerek, her fırsatta da o muhteşem sudan içerek, kamp alanımıza geri döndük. Döndüğümüzde günlerdir peşimizi bırakmayan yağmurlu hava sanki yıllardır oraya uğramıyormuşçasına güneşliydi. Biz de tabii ki güneşi fırsata çevirerek buz gibi suda duş alıp yerlere serdiğimiz matlarımıza uzanarak çok keyifli bir günbatımı yaşadık. Akşam yemeğiyle beraber doyum olmayan sohbetimiz yorgunluğumuzdan ötürü sonlarına yaklaşmıştı ve ay, yıldızlar ve dağları seyretmek için tekrar kampın ortasında serili olan matlarımıza geçtik. Geçen zamanla beraber arkadaşlarımız da yavaş yavaş çadırlarına dağılıyorlardı. En son eğitmenimiz Onat da çadırına gitti ve ben oracıkta eşsiz doğayla beraber uyuyakaldım. O kadar huzurlu bir uykuydu ki ilk uyandığımda rüyadayım zannedip geri uyumuştum, rüya olmadığını sabah hala aynı yerde olduğumu farkedince anlamıştım.

17 Haziran (6. Gün)

Faaliyetimizin son gününe girmişken artık gitme zamanı gelmişti. Güne, Yedigöller’in eşsiz havasını tatmak için faaliyetin son günü aramızdan ayrılan Ufuk, Akın, Elif ve bir önceki akşam bize katılmış olan Yağmursuz başladık. Saat 08.00 civarında uyanıp aynı Sarımemedler kamp alanında yaptığımız gibi her eşyamızı toplayıp Niğde’nin Çamardı ilçesine götürmesi üzere Ahmet Bey’e vermek için hazırladık. Olağanüstü güzel geçen bir kahvaltının ardından Ahmet Bey geldi ve eşyalarımızı ona verdik. Ekibimizden topuk ve bilekleriyle ilgili problemler yaşayan Berra, Derin ve Selim de Ahmet Bey ile birlikte araç ile Çamardı’na ulaştı. Kalan ekip olarak saat 10.00 da Sokullu Pınar’dan Ahmet Bey’in yerleşkesine doğru yola çıktık. Akıl patlatan manzaraları olan, muhteşem bir kanyonun içinde takip eden harika rotanın sonuna yaklaşmışken sağanak yağmurun başlaması son anda bizi biraz üzmüştü. Köyün girişine kadar süren yürüyüşümüz Ahmet Bey’in, saat 13.45’te bizi oradan almasıyla sonlanmıştı. Eşyalarımızı almaya gittik, hafif bir atıştırma ve kıyafet değişiminden sonra saat 15.00 civarında merkezden Çamardı’na ulaşımımızı sağlayan Eyüp Bey, bizi tekrar merkeze götürmek üzere sevisiyle beraber geldi. Vedalaşma faslından sonra merkeze doğru yola çıktık ve vardığımızda çay sevisi olmayan bir lokantada yemek yedik. Tabii ki yemek üzerine çay önemli olduğu için çay içmek için mekanlar aramaya başladık. Ne gariptir ki çoğu çaycıda çay olmaması üzere vasatın biraz daha altında kalan bir mekanda çayımızı yudumlayıp herkesin gideceği yere olan otobüslerinin gelmesini faaliyetten tatmin olmuş, birbirimizden ayrılacağımız için biraz hüzünlü, muhteşem bir faaliyet geçirdiğimiz için yeterince mutlu ve huzurlu, kısacası çok fazla ve yoğun duygular içerisinde bekliyorduk. Zamanı geldiğinde birer birer dağıldık ve sıra dışı bir faaliyetin daha sonuna gelmiştik.

Umut ASLAN

Yorum

*

captcha *

nakliyat evden eve nakliyat antakya evden eve nakliyat