Ko niversitesi

Ballıkayalar Temel Tırmanış Eğitimi

Etkinlik Tarihi : 12 Ekim, 2014

Ekip Lideri : Sönmez Erkaya

Etkinlik Sorumluları : Deniz Urut, Betül Boran

Katılanlar: Deniz Urut, Tansu Cabacı, Buğra Bayık, Nursen Yılmaz, Merve Şahin, Benan Özgürkan, Betül Boran, Sönmez Erkaya, Burçe Kabaoğlu, Sait Çakmak, Mehmet Ayberk Çatar, Madeline Kau, Hikmet Emre Kaya, Kaya Üke, Aslı Demirkazıksoy, Ayşe Özlem Torunoğlu, Mukadder Koyuncu, Ruken İmşik, Sami Morhayim, Berti Şalom, Esin Bozovalı, Naz Altekin, Bilge Berkay,  Julien Antonello, Cecilia Lacano, İrem Akbal

Kullanılan Malzemeler: Tırmanış için teknik malzemeler, kask, kolon

Hava Durumu:  Gün boyunca bulutlu, serin, yağışsız

 

Prologue (Önsöz)

Gözlerimi açtığımda bir elektronik horoz ötüyordu. Onu susturup ranzamdan atladım. Önceden hazırlamıştım eşyalarımı. Onları aldıktan sonra usulca odamdan ayrıldım. Alacakaranlığın çatısı altında, kimseciklerin olmadığı batı yurdundan sabah soğuğunun hızlandırdığı adımlarım uzaklaşıyordum. Beni buluşma noktasına götürecek olan adam, aramızda gizli bir anlaşma varmış gibi aracına bindiğim gibi aracın marşına bastı.

Chapter 1: A feast for mountaineers (Bölüm 1: Dağcılar için bir ziyafet)

Evet bir dağcı için geç sayılabilecek bir saatte, sabah 7’de Koç Üniversitesi’nin havuzunun önünde buluştuk. Kulübün eski üyeleri sanki zorlu bir tırmanışa gidiyormuşçasına bir heyecan içersinde insanları toplayıp aksaklıklıkları giderdi ve böylece yola koyulmuş olduk. Yaklaşık 2 saat süren yolculuk sonunda erzaklarımızı da bir marketten almayı ihmal etmeden Ballıkayalar tabiat parkına vardık. Bir taraftan gölün kenarında serpme kahvaltımızı ekmeğe fazla yumulmadan ederken, diğer taraftan muhabbetimizi ediyorduk. Yeni gelenler olarak bu andan itibaren doğaya tâbi olacağımızı bilerek heyecanlı bir şekilde dışarı çıktık ve bir daire etrafında toplandık. Liderimiz bir konuşma yaptıktan sonra hepimize numara taksimi yaptı ve malesef söylemesi zor sayılar 3 tane exchange arkadaşımıza denk geldi.

koc_dag_18

Chapter 2: A time for adventure (Bölüm 2: Macera zamanı)

koc_dag_02

                Küçük bir eğimi geçerken ısınmayla başladı doğa yürüyüşümüz. Güzel ovalardan geçerken doğanın Chi’sini içimize bolca çekmeyi de ihmal etmedik. Böyle chi, agaçlar ormanlar ne güzel derken liderimiz bize iki seçenek sundu: Ya klasik ama aksiyon dolu rotadan ya da hiç bilinmeyen bir yoldan kendimiz keşfederek ilerleyecektik. Grubun tamamı (1 kişi dışında) büyük bir istekle bilinmez olan macerayı seçti. Ve bizi bekleyen maceranın ilk meyvesini almış olduk: meyve. Gerçekten de değişik meyve ve yemişlere rast geldik ve tereddüt etmeden yedik, tabii çok yumulmadan. Güzel bir moral ile derelerden, ovalardan geçerken gizemli bir orman içine daldık. Yavaş yavaş doğa bizi sarmalıyor, bitki örtüsü bize sarılıyordu. 6 numara olan exchange arkadaşımızın o kısa şortla dikenlerin arasından nasıl geçtiğini hayretle izliyorduk. 1 metre çapında insan yapımı bir kuş yuvasına denk geldiğimizde doğa yollarını kapatmıştı. Biz yol aranırken yaklaşık 75 yaşında şirin mi şirin bir tosbağaya rastladık. Eh biraz başına üşüşüp ürküttük onu ama yanından da saygıyla ayrıldık.

Chapter 3: A Lesson to learn (Bölüm 3: Çıkarılacak bir ders)

Tosbağaya çok yüklenmek grup karmamızı kritik bir biçimde düşürmüş olacak ki kâşifleri her yöne yollamamıza rağmen bir sonuç alamadık. Liderimiz bu durumdan ders çıkarmamız gerektiğini söyledi; demek ki her macera iyi sonuçlanmak zorunda değilmiş! Geldiğimiz yoldan geri döndük, çeşitli yollardan ve tarlalardan geçerek başlangıç noktamıza ulaştık. Aktivitemizin ikinci kısmı olan bol aksiyonlu, inişli çıkışlı kanyon içine doğru yol almak üzere bizi bekleyen otobüsümüze bindik.

Chapter 4: A Canyon of hope (Bölüm 4: Umutla dolu bir kanyon)

Kanyonun bir ucundaki gölün kenarında kahvaltı ettiğimiz yerden, diğer ucundaki başlangıç noktamıza otobüsle vardık. Araçtan inip kasklarımızı taktık ve kanyonun içine doğru ilerlemeye başladık. Kayalarla dolu zeminlerden ilerledik, yeri geldi küçük tırmanışlar yaptık. İniş çıkışlarda yardımlaşmayı ihmal etmedik fakat Betül gibi de bayram ziyaretleşmesi kıvamında yapmamaya özen gösterdik(!).

Yaklaşık bir saat süren yolculuğumuz bizi tamamen farklı bir dünyaya taşıdı. Bir kanyonun içinde ilerliyorsunuz; ve o sizi sarmış durumda, bitki örtüsü, dereler, kuş sesleri… Aklınızda o kanyonun dışından başka hiçbir şey yok. Hobbit filmindeki cüceler gibi hissediyorsunuz, mutlusunuz ve yaşıyorsunuz.

Motivasyonel konuşmayı bir kenara bırakırsak;

Tırmanış alanımıza varmış bulunuyoruz. Bu alan Ballıkayalar Kanyonu’nu geçtikten sonra Büyük Şelale’nin yanındaki rotalardan oluşuyor.  Biz yeni başlayanlar yiyecek ve içeceklerimizle küçük bir mola verirken tecrübeli olanlarımız kayada lider tırmanmakla meşguller.

koc_dag_12

Hocamız Sönmez Erkaya’nın özellikle geçtiğimiz sezon boyunca yoğun olarak açtığı rotalar bu şelale bölgesinde bir araya gelmiş. UIAA derecelendirme sistemine göre zorlukları -IV ve VIII+ arasında değişen rotalardan biz yeni başlayanlar, zorlukları VI yı geçmeyen rotalara üsten emniyetli(top rope) olarak tırmanıyor. Çoğumuz ilk defa gerçek bir kayaya tırmanmanın heyecanını yaşıyor. Bazılarımız aşağıdan gelen tüm yönlendirmelere rağman kayaya yapışıp kalıyor, bazıları hızlıca tırmanıp aniden düşüveriyor, diğerleri ise inişte reflekslerine karşı çıkamayıp sorun yaşıyor. Teorik derslerde basit gözüküyordu tabii ki fakat deneyince ciddi bir adrenalin patlamasına kapılıyorsunuz. Çoğumuz 4 rotayı da tamamladıktan sonra ( 2.5 saat içinde ) şelalenin biraz ilerisinde daha zorlu olan rotaya gidiyoruz. Orada çoğumuz tırmanmayı denemiyor bile, çünkü düz duvara tırmanıyorlar resmen!

koc_dag_14

Zorlu tırmanışı bitirdikten sonra herkesin pilinin bittiği yüzlerinden, yürüyüşlerinden anlaşılıyor. Artık eve dönme vakti, kanyon boyunca gün batımının ısıttığı kayalardan sarı tonlarında renkler eşliğinde arkamızdan da esen tatlı bir rüzgarla yürüyoruz.

Ve medeniyetin içinde tekrardan kaybolmak üzere uğultulu metal yığınının içine giriyoruz.

Fin (Son)

Kaya Üke

Yorum

*

captcha *

nakliyat evden eve nakliyat antakya evden eve nakliyat