Ko niversitesi

Antalya – Geyikbayırı, Sivridağ, Olimpos Tırmanış Eğitimi

Tarih: 15-20 Haziran 2015

Ekip Lideri: Sönmez Erkaya

Faaliyet Sorumlusu: Nursen Yılmaz

Katılanlar: Sönmez Erkaya, Nursen Yılmaz, Betül Boran, Mehmet Ufuk Ural, Ahmet Burak Ural, Merve Şahin, Emre Fatih, BatuhanAtılgan

Kullanılan Malzemeler: Kamp malzemeleri, kask, ip, emniyet kolon, yardımcı ipler, ATC, HMS, ekspresler, geleneksel tırmanış malzemeleri (friend, stopper, sikke, nutkey, çekiç)

Hava Durumu: Son gün biraz yağışlı olmakla beraber sürekli güneşli

Gün 1 – Emre Fatih

Antalya’ya yolculuğumuz serin bir pazar akşamı başladı. Nispeten küçük bir grup olduğumuzdan organize olmamız kolay olmuştu. Ancak maalesef bizim organize olmamız programa uyabileceğimiz anlamına gelmiyordu. Önce şoförümüz Salih Abi gecikti. Biraz gecikmeli olarak Ana Kampüsten çıktıktan sonra yolda hepimiz toplandık ve Sönmez Hocayı almaya koyulduk. Sönmez Hoca’nın bir önceki faaliyetten daha dönemediğini, yolda olduğunu öğrenip üstüne bir de yaklaşık 1 saat de bekleyince pek zaman kaygımız kalmamış olmalı ki herkese bir rahatlık çöktü. Bir süre sonra hocamız geldi; ayaklarını önceki faaliyette feci şekilde yakmış ama buna rağmen bizle Antalya’ya gelmeye karar vermişti. Tabii hocamız tüm etkinliği yardım görmemiş ayaklarla geçiremezdi. Bu sebepten dolayı Gebze’de hastane aramaya başladık. Uzunca bir arayıştan sonra bir tane bulabildik.

Bütün bunların sonucunda 10:30’da Ana Kampüsten ayrılmayı planlarken Gebze’den ancak 3:30 gibi ayrılabildik. Ondan sonrasını pek hatırlamıyorum, çünkü bir yemek arası dışında bütün yol fosur fosur uyudum. O uyuduğum aralarda Salih Abi servisi nasıl kullanmışsa bu kadar gecikmeye yine aşağı yukarı planladığımız vakitte Antalya’ya gelmeyi başardık. Antalya’ya geldik gelmesine ama faaliyetimiziz başlamasına daha vardı. Bir de Antalya’da uzunca bir süre hastane aradık, yemek yedik ve sonunda Geyikbayırı’na doğru yola çıktık.

Geyikbayırı’na vardığımızda öğleden sonraydı. Biraz da oradaki pansiyonda oturduk, keyif yaptık, hızlıca yerleştik ve hemen yanımızdaki tırmanış alanına gittik. Havanın geç kararıyor olmasından da yararlanıp, uzun bir süre tırmanış yaptık.

_DSC0017

 

_DSC0169

_DSC0049_DSC0040

Bir kaç farklı rotanın keyfini çıkardık. Özellikle mağaranın içindeki rota çok ilginçti. Duvarın bir tarafından başlayıp, kayadan bir çemberin içinden geçip, duvarın öteki tarafından bitirmemiz gerekiyordu. Ayrıca rotalardan birine Salih Abi’yi çıkarıp indiremememiz de günümüze renk kattı. Akşam olup hava kararmaya başladığında pansiyona döndük. Önceden Antalya’daki bir marketten aldığımız malzemelerle hep birlikte salatalı, cacıklı, bulgurlu,  güzel bir sofra hazırladık. Karnımızı doyurduktan sonra Jo.Si.To.’nun mutfağını eskisinden daha temiz yapmak üzere hep beraber bulaşıkları imece usulü yıkadık.

_DSC0433_DSC0424

 

 

 

 

 

 

 

 

Ettiğimiz uzun sohbetler ne yazık ki etraftaki sayısız böcek ve çeşitli sineğin saldırılarıyla son bulunca biz de  sonraki günden de bolca yaralanabilelim diye çok geç olmadan çadırlarımıza koyulduk.

Gün 2 – Nursen Yılmaz

Sabah kalktığımız gibi yeniden mutfağa koyulduk. Bu sefer sinekler de bize rahat vermeyi denedi, neyse ki! Menemenli, sucuklu, zeytinli peynirli kuvvetli kahvaltımızın ardından yine etrafı çabukça toplayıp diğer Kezban Camping’in hemen arkasındaki tırmanış bölgemize geçtik. Burada yaptığımız önemli çalışma tırmanıştan ziyade istasyon toplama eğitimi oldu. Ne yazık ki tırmanış yaptığımız rotaların istasyonlarının mağaracıları her zaman açılmıyor ve malzeme bırakmadan inmek gerekince bu yönteme başvurmamız gerekiyor. Bunun için herkesin bir emniyet perlonu olsun diye bir kısmımız çalışırken diğer kısmımız uzun perlonumuzu kesip saçaklanmaması için yakıyordu. Böylelikle yaklaşık 1m’lik enmiyet perlonlarımızı da elde etmiş olduk. İstasyon toplama yöntemlerini tecrübeli arkadaşlarımız pekiştirmiş, bilmeyen arkadaşlarımız da öğrenmiş oldu. Güvenli tırmanış bizi bekliyor!

Bu ilk eğitimden sonra bir kısmımız rotalarda tırmanmaya başladı, bir kısmımız ise güneşin altında heder olmamak adına ağacın altında ağaç gövdesini istasyon varsaymak sureti ile istasyon toplama çalışması yaptı.

_DSC0443

_DSC0478_DSC0437

Bu çalışmanın farkı ise tamamen havada asılı kalarak, ayaklar yere değmeden istasyon toplayabilmeyi başarmaktı. Tırmanış ve eğitim arasında bir devir daim yaparak yine campingin arkasında kalan çardağa geçtik. Burada da birkaç saat önce öğrendiğimiz istasyon toplama teniklerini kütükleri istasyon olarak düşünüp o şekilde gerçekleştirdik.

Eğitim bittikten sonra grubun çoğunluğu sıcak güneşin altında geçirilen saatlerden sonra serinlemek için dereye gitti. Biz de bu arada malzemelere dair ne var ne yok toparlayıp derhal aracımıza binerek bir sonraki eğitim alanımız olacak Sivridağ’a doğru yola çıktık. Ancak hocamızın ayağına tekrar yapılması gereken pansiyon nedeniyle yeniden bir hastaneye uğrayarak pansuman yaptırdık. Gerekli ilaç ve sargıları yanımıza aldıktan sonra ise yolumuza devam ettik.

Öğleden sonra oldukça aç ayrıldığımız Geyikbayırı’ndan sonra yemek ihtiyacı için Konyaaltı civarında yemek yemek için bir mekan bakmaya başladık. Şans eseri ev yemekleri diye sayıklarken bulduğumuz bu mekan Manyackss Cafe isimli mekan olup bize uygun fiyata harika ev yemekleri sundu. Böylelikle Sivridağ öncesi karnımızı iyice doyurarak yola koyulmuş olduk.

Tabii Sivridağ’ı bulmak da epey meşakatli bir süreç oldu. Biz dağı bulacağız diye sormadığımız yerli, sapmadığımız yol kalmadı. Nihayet fazla ilerleyip şantiyelerden birinde kendimizi bulduğumuzda arkamıza bakmadan geri döndük. Son bir yol sorma ile doğru yola girdiğimizde nihayet bizi Sivridağ bölgesine götürecek patika girişine geldik. Şimdi yapmamız gereken bütün çantaları indirip onları tek seferde yüklenip patikaya girmekti. Epey zorlukla yüklendiğimiz çanta, yiyecek, mat, ip, teknik malzemeleri nihayet dağıtıp patikada ilerlemeye başladık. Havanın karanlığında yolumuzu bulmak için kafa fenerlerimiz yardımıyla patika boyunca ilerleyen işaretleri kullandık. Ancak havadaki yoğun nem ve sıcaklık, ve tabii ışıklarımızla sineklerin odak noktası olup birkaç posta ısırılıp öyle kamp alanımıza vardık. Gecenin karanlığında çadıra sinek kaçırmamaya gayret ederek çadırlarımızı kurup ertesi günkü yoğun eğitimden önceki son dinlenişimizi gerçekleştirmek için uyku tukumlarımıza girip yattık. Uyku tulumuna girmek dediysem… Hava öyle sıcak ki tuluma girmek mümkün değil, altımıza serip yattık diyelim.

Gün 3 – Nursen Yılmaz

Sabah 7 buçuk dedikmi bizde saatler çalar. İlk iş dünkünden biraz daha az kuvvetli olan kahvaltımızı yapmak oldu. Bir kayanın üstüne varımızı yoğumuzu koyduk, meğer en önemli yiyecek poşetini serviste bırakmışız. Her şeyden gıdım gıdım tükettiğimiz bu kahvaltının ardından emniyet kolonlarımızı, kasklarımızı, teknik ve geleneksel malzemelerimizi kuşanıp yola koyulduk. Yaklaşık 15 dakika boyunca patikada ilerledikten sonra nihayet sağımızda neredeyse göğe uzanan büyüklüğü ile Sivridağ bölgesine geldik. 2,2,3’erli gruplara ayrılıp önce istasyonlarımızı kurduk. İpimizi istasyondan da geçirip tırmanışa başladık.

20150617_130511

Bu süreci gölgede gerçekleştiren arkadaşlarımız tırmanışlarına epey avantajlı bir şekilde devam ettiler. Tepemizdeki güneş ve muazzam ısınan kayanın üstünde tırmanış ayakkabılarımın tabanlarının yandığını acı içinde hissettim. Ayakkabıları topuktan çıkarmak bile çözüm olmadı. Son çare olarak çantamdaki sudan bir miktar ayakkabılarıma dökerek rahatlayabildim. O su da ben tırmanışa devam edemediğim takdirde inene kadar buharlaştı. Sonuç: Antalya’nın öğle sıcağı hiçbir sıcağa benzemiyormuş.

20150617_124607

Gölgede çalışan arkadaşlarımızın yanına giderek sikke ve takozlarla(stopper) istasyonlar kurup yine sikke, stopper ve friend ile geleneksel tırmanışımıza devam ettik. Bu kadar yoğun olarak geleneksel tırmanış eğitimi gerçekleştirdiğimiz ilk faaliyet bu oldu. Bu tip eğitimlerden verim alabilmek için gerçekten küçük bir grupla hareket etmek çok önemli, aksi takdirde uygulamanın kendisi aksamaya uğruyor ve öğrenmek çok daha zorlaşıyor.

Yoğun geleneksel tırmanış eğitimimizi tamamladığımız bu bölgeden artık ayrılma vakti nihayet gelmişti. Hedefimiz buraya tecrübeli ekiplerimizden biri ile gelerek 2-3 kişi ile Sivridağ tırmanışını gerçekleştirerek KUDAK flamasını burada da dalgalandırmak tabii. Ancak bunun için eğitimlerimizi tamamlamız ve beliri bir seviye gelmemiz şart. Bu nedenle bölgeden ayrılıp kamp alanını toparlayıp doğruca önceki gece çıktığımız patikadan inişe geçip anayola varıyoruz. Burada Salih Abi servisle bizi bekliyor ve bizi de alarak hep beraber Olimpos’un yolunu tutuyoruz. Bu yol üzerinde KUDAK 15-16 Dönemi yeni Yönetim Kurulu belirlendi haberlerini alıyor ve görev alan arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Keyifle müzikler eşliğinde nihayet Olimpos sapağı görülüyor ve biz Rüya Pansiyon’a doğru ilerliyoruz. Karnımızın açlığını hiçbir yere uğramadan pansiyonda gidermek üzere bastırıyoruz. Akşam vakti pansiyona geldiğimizde yemeğe daha vakit olduğu için önce eşyalarımızı odalarımıza yerleştiriyoruz, sonra da yemeklere yumuluyoruz. Çok çalışıp tırmanmanın karşılığını fazlasıyla alıyoruz.

Gün 4 – Batuhan Atılgan

Önceki akşam vardığımız medeniyetlerin geçidi Olimpos’ta, zaten günden kaybetmemek için erken kalkacak ve çoğu Olimpos ören yerini daha önceden gezmiş arkadaşlarımdan bir saat önceden uyanıp, ören yerini keşfe koyuldum.

Sönmeyen ateşin kenti olarak da tabir edilen Olimpos, Lykia Birliği’nin önde gelen kentlerinden biriyken MÖ 1. yüzyılda korsanların yerleştiği bir yer haline gelmiş. MÖ 78’de Roma komutanı Servilius İsaurieus Olympos’u korsanlardan temizleyerek Roma topraklarına katmış. Kent, Roma Dönemi’nde hemen yakınındaki doğal gazların (Olimpos gezilerimizin vazgeçilmezi Yanartaş) sürekli olarak kendi kendine yandığı Çıralı’daki demirci tanrı Hephaistos kültüyle büyük bir ün kazanmış meğerse. Olimpos Örenyeri’nde klasik Roma dönemi tiyatro yapısı, bazilika ve hamam yapılarını bir bir gezdim ve tarihi ile bütünleşmiş doğasına aşık oldum.

Havanın da iyice ısınmasıyla kahvaltıya yetişmek için pansiyona geri döndüm. Yoğun geçecek gün için yapılan sağlam bir kahvaltının ardından malzeme sorumlumuz ve çiçeği burnunda başkanımız Nursen önümüze geleneksel tırmanış ekipmanlarımızı serdi ve bize teker teker paylaştırmaya başladı. Geleneksel tımanışta ikinci günüm olduğundan ben de oldukça heyecanlıydım ve meraklıydım. Malzemeler paylaştırıldıktan sonra kendimizi hemencecik dershane sektörünün her zaman gölgede kalan serin(!) duvarlarına attık. İkişerli gruplar halinde sektörün dört bir yanına dağıldık ve kollarımızı Sivridağ’da yarım kalan geleneksel tırmanış antrenmanımıza devam etmek için sıvadık.

_DSC0508_DSC0510

 

 

 

 

 

 

 

 

_DSC0529

Biz sikkeleri çaktıkça ve takozları taktıkça hocamız Sönmez Erkaya emniyetlerimizi kontrol ediyor ve takozlarımızın, sikkelerimizin sağlamlığına bakıyordu. Oldukça yorucu ve bir o kadar da keyifli geleneksel rota açma antrenmanımızı başarıyla tamamladıktan sonra spor rotalarda gücümüzü ve tekniğimizi sınadık. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadığımız antrenmanın ardından kendimizi sıcaktan kurtarmak ve tırmanırken olan ufak yara berelerimizi temizlemek için denize attık. Güneşi denizde sohbet ede ede batırdıktan sonra karnımızın sesini dinledik ve akşam yemeğini yakalamak üzere pansiyonumuza geri döndük. Karnımızı bir güzel doyurduktan sonra elimize birer oyulmuş kavun içine dondurma alıp, çardağa oturduk ve hocamızın gün ve gün içinde yaptığımız geleneksel tırmanış hakkındaki geri bildirimlerini dinledik, birnevi bir teorik ders işledik. Dondurmalar ve kavunlar her ne kadar bizi canlandırmış olsa da sonraki gün Kudak’ı bambaşka maceralar beklediğinden geç olmadan dinlenmeye çekildik.

Gün 5 – Burak Ural

Güne yine bir Olimpos klasiği olarak erkenden kalkan grubun aksine “Aha kahvaltı kaçıyor telaşı”yla hızlı bir şekilde girip, besleyici bir öğünle başlangıcı yapmıştım. Kahvaltının ardından geçtiğimiz günlerde geleneksel tırmanışla ilgili öğrendiklerimizi bu sefer başımızda hocamız olmadan, dağda bir başımıza olma senaryosunu olabildiğince yoğun hissederek uygulamak üzere Dershane Sektörü’ne doğru yola çıktık. Tam istasyonlarımızı kurup ilk takozlarımızı yerleştirmeye başlamışken korktuğumuz başımıza geldi; yağmur yağmaya başladı. Grubun çoğunluğu yaz yağmurlarının Olimpos’ta erkenden geçeceğine olan güvenine rağmen benim ısrarlarım üzerine hocayla irtibata geçip Hörgüç’e geçmemiz gerekip gerekmediğini sorduk. Hocamızın “dağda yağmur yağarsa ne olacak?” demesiyle tabi ki tekrar kollar sıvandı ve takozlar yerleştirildi. Neyse ki telaşlarımız yersiz çıktı ve yağmur kısa sürede yerini güneşli havaya bıraktı. Gerçi ona da tam olarak sevinemiyorduk ya, neyse!

20150619_132526(0)

20150619_162657

 

20150619_162651

Hepimiz başarılı bir şekilde tırmanışlarımızı tamamlayıp bizi denetlemeye gelen hocamızdan geçer not aldıktan sonra daha önce hiç tecrübe etmediğim bir diğer şeye olan ip inişine gelmişti sıra! Her ne kadar biraz kısa soluklu da olsa benim için oldukça keyifli bir tecrübe oldu. Bütün bu koşuşturma ve çalışmalar hepimizi acıktırmış olacaktı ki gruptan mide gurultuları yükselmeye başladı. Grubun en açı ve gözleme aşkıyla yanıp tutuşanı olarak gidip herkese gözleme alma konusunda gönüllü olup bir süre ortadan kaybolup gözlemeci Hasan’s’ın(?) yolunu tuttum. Hep birlikte gözlemelerimizi yiyip, çaylarımızı içtikten sonra hala tırmanmak isteyen bünyelerimizi bir de spor rotalarda sınamaya karar verdik fakat bunu yaparken saatin ne kadar geç olduğunu farketmemişiz. Havanın biz farkına bile varmadan kararmasına aldırmadan hemen rotaları toplayıp denize doğru koşturmaya başladık. Karanlıkta girilen soğuk ve korkutucu denizin de midelerimize son darbeleri vurmasıyla (sürekli yiyen bir grup olduğumuz doğrudur) iyice acıkmamız bir oldu. Yemeklerimizi normalden geç bir saatte fakat mutlu bir şekilde yiyip, hemen çardak altındaki sohbetteki yerimizi aldık. Sohbet her ne kadar tatlı da olsa ertesi sabah tekrar kahvaltı kaçtı telaşı olmaması için odalarımızda istirhate çekildik.

Gün 6 – Nursen Yılmaz

Olimpos’ta uyandığıımz son sabahımız bugün. Ama tırmanış hala bitmedi! Bugün günlerdir hasretini çektiğimiz spor tırmanışa yöneldik. Geleneksel tırmanışı kendi derecemizin altındaki rotalarda gerçekleştirdiğimiz için geleneksel tırmanışın sebep olduğu vücut yorgunluğu çok olmadığından dinlenmiş gibi, var enerjimizle rotalarda tırmanmaya başladık. Fazla uzağa gitmemek adına da pansiyonun hemen karşısındaki Hörgüç sektöründe tırmanışa geçtik. Burada Yeni aldığımız 70m’lik ipimizi sonuna kadar kullanabildiğimiz 35m’lik bir rotaya ve yanındaki daha kısa rotalara da girdik. Tırmanışı bitiren arkadaşlar son kez denize girmek için sahile giderken bir kısmımız ise hala tırmanışa devam etti.

20150620_134208

Biten tırmanışın ardından çantalarımızı, teknik malzemelerimizi toparlayıp aracın da içini biraz temizleyip öylece her şeyi içeri yerleştirdik. Günler süren tırmanışın ardından artık dönüş günü geldi. Son kavun içi dondurmamızı da yiyerek yola koyulduk. Sabaha karşı 5-6 gibi okula vararak faaliyeti tamamladık.

20150620_154151

Yorum

*

captcha *

nakliyat evden eve nakliyat antakya evden eve nakliyat